Türk devletinin on günden beri Efrin’i işgal etme girişimleri büyük askeri taarruzlara rağmen Kürd kuvvetlerinin sert direnişi karşısında çakılıp kalmıştır.

31DB4074-2B77-4865-8062-40335B562529.jpeg

Rusya’nın icazetiyle Efrîn’e saldıran Türk devleti, Kürdistan’ın Güneybatısı’ndaki (Rojava) iktidarlaşma ve yükselişe, aynı zamanda bunu sahiplenerek müttefik ilişkisi geliştiren ABD’ye karşı Rusya ile davranarak kritik bir viraja girmiş bulunuyor.

Bilindiği üzere Rusya için Kürdistan ve Orta Doğu petrol ve doğalgaz rezervlerinin Akdeniz üzerinden dünya pazarlarına transferinin engellenmesi Suriye’deki en önemli konulardan biridir.

“Akdeniz’e Kürd koridoru“ olarak kavramsallaşan bu konu Rusya açısından stratejik bir kayıp anlamına geliyor. Zira emtia üretimi cılız olan Rusya’nın doğrudan kaynaklarını arz etmek ve silah teknolojisi dışında dünya pazarlarında rekabette bulunacağı fazlaca bir imkanı bulunmamaktadır. Bu nedenle doğalgaz konusundaki “tekel“ rolünü kaybetmek istemiyor.

Kürdistan’da bulunan yeni gaz rezervlerinin Avrupa’ya 50 yıl yetebilecek zenginlikte olduğu ve bunun Akdeniz üzerinden doğrudan aktarımının bu alandaki tekelini zayıflatacağını düşündüğünden, bunu engellemeyi hayati bir mesele olarak değerlendirmektedir.

Rusya, bu noktada Türk devletine Efrîn işgali konusunda icazet vermiştir. Kendi kurduğu barikata Türk devletini de ekleyerek Kürdlere ve müttefiki ABD’ye karşı set inşaa etmeyi denemektedir.

NATO üyesi olan Türkiye’yi ABD’nin karşısına dikerek Suriye’deki varlığını güçlendirmek isteyen Rusya, ölümcül rekabetine Kürdlerin kazanımlarını ontolojik tehdit olarak telâkki eden Türk devletini de katmıştır. Kürdlerle savaşıyorlar ama ABD’ye savaş ilan etmiş edasıyla hareket etmektedirler.

Suriye özelinde ABD’nin müttefiki Kürdlerdir, bunu bildiklerinden Efrîn’e saldırarak ABD ile Kürdlerin ayrışmasını zorlamaktadırlar. Rusya, ABD’nin Türkiye’yi gözden çıkarmayacağına güvenmektedir. İkisini karşı karşıya getirip konumunu tahkim etmeye çalışıyor. Türkiye ise ABD’nin Kürdleri yalnız bırakarak kendi beka kaygılarına katılmasını beklemektedir. Bu uğurda her çılgınlığa başvurma hakkı olduğunu Efrîn saldırısı ile kanıtlamaya girişmiştir.

Efrîn izole bir durumda olduğu için birkaç saatte askeri olarak işgal edilecek zayıf halka olarak değerlendirilmiştir. Fakat YPG’nin tüm cephelerde sert direnişiyle karşılaşarak başladığı yerde çakılıp kaldılar. Koskoca NATO ordusu ölümcül darbeler yiyerek yenilgiyi şimdiden tattı.

“Bizim Kürtlere borcumuz yok ” diyerek kendi ihanetine mazeret yaratan Rus analistler bile bunun şokuyla olsa gerek ki şimdi, “Türk ordusunun savaş kabiliyeti zayıf“ demeye başladılar.

Rusya ve işbirlikçisi Türk devleti Kürdistanlıların azim ve yeteneğini küçümsediler ve bunun şokunu yaşamaktadırlar.

“Zeytin Dalı Harekâtı“ zeytin ağaçlarının huzurunda hezimete uğradı. Bu zafer Kürd halkının ve yiğit savaşçılarınındır!

Efrîn elbette tek başınaydı, ama yalnız değildi. Ayrıca muntazam bir direniş ruhuyla kuşanmış YPG savaşçılarının destansı savaş kabiliyetleri Kürd halkına zafer duygusunu şimdiden armağan etmiştir.

Türk devleti uluslararası planda da ciddi diplomatik bir baskıya alınmıştır. Rusya’ya yaslanarak Kürdlere savaş ilan etmenin kolay olmadığını görecektir.

Bütün Kürdler Efrîn direnişinin ruhunda milletçe birleşmelidirler. Sömürgeci Türk devleti yenilmeye mahkumdur.

Hareketimiz Efrîn’deki direnişi sahiplendiğini tüm Kürdistan kamuoyununun bilgisine sunar ve şehitlerimize minnettarlığını ifade eder.

Yaşasın Efrîn Direnişimiz!

Yaşasın Bağımsız Birleşik Demokratik Kürdistan!

28 Ocak 2018

KAWA HAREKETİ Adına Hasan H. YILDIRIM.