271A5A8B-90D5-41EB-A77C-012C060C1EEE

Teslim TÖRE

Kürtler yüzlerce, binlerce yıldır Mezopotamya halklarından birisi olarak var. Ancak ulusal modernizenin bölgemiz Ortadoğu’ya egemen olup, bölgeyi Kürt coğrafyası üzerinde dörde böldükten, Kürtlüğü yok edilmek üzere dört şoven devletin asimilasyonuna terk ettikten sonra hem Kürtler hem de bölge devletleri için yeni bir tarihsel süreç başlamış oldu. Her dört devlet de şovenleşme politikasını kendine has yöntemlerle derinleştirirken, Kürtler de Sorani, Gorani, Zaza’sı vb. gibi iç dinamikleri ve Kürt ulusunun tarihsel ve toplumsal yapısı nedeniyle birlikte yaşadığı ulusun bireyleri ile kurmuş olduğu hısımlık, komşuluk, akrabalık ilişkileri ile demokratik bir ulus yapısı oluşturma sürecini hızlandırdı. Bu bağlamda dört parçaya bölünmüş olan kendi ulusundan parçalarla, Ahmed Arif’in deyimi ile “karşı yaka obalarıyla” tavuklarının birbirine “karışmasını” sağlamaya da devam ettiler. “Kaçakçılık” denen sınır ticareti yoluyla da adeta aralarında ki pazar birliğini iktisadın doğal yasasının bir ürünü olarak devam ettirdiler.

Eşyanın doğası gereği bölgede birisi demokratik ulus, diğeri şoven ulusal modernize olarak iki farklı ve ayrı ulus yapısı ve perspektifi yan yana gelişmeye devam etti. Söz konusu bölge devletlerinde kapitalizmin bir ürünü olan şovenizm, faşizm, ırkçılık kültürü ve ideolojisi egemen ideoloji haline gelirken, Kürt ulusu kapitalist modernizeye tabi bir ulus olmadığı için kapitalizmin şovenizm, faşizm gibi ideolojilerine doğal olarak bulaşmadı ve onlardan uzak kaldı. Bölge devletlerinde ulus devlet sistemi tarihsel ve toplumsal sürecini doldurup yıkıma doğru kulaç atarken, APO kendi ulusunun ulusal yapılanmasına denk düşen oluşumu “demokratik ulus” olarak formüle edip, kuramlaştırdı. Tabi ki onunla yetinmedi. Siyasal ve askeri yapı olarak da organize ederek, kendine özgü bir dinamizm oluşturdu. Bu siyasal, ideolojik, askeri yapılanmanın bölge devletlerinden önemli farklı yanı: İdeolojik olarak ulusal modernize değil, demokratik modernize, ulus değil demokratik ulus, başka bir söylemle Kürt ulusunun demokratik ulus yapısının bölgenin ulusal modernize yapısının alternatifi olarak yerine konması, kadınının toplumsal ilerleme sürecinde lokomotif konumuna getirilmesi, yetmez, kadınlarla hem siyasi hem de askeri yapıların oluşturulması, egemen ulusun şovenizm, faşizm perspektifinin yerine demokratik ulus egemenliğinin getirilmesi gibi her konuda farklı bir yapılanmanın yaratılmış olmasıdır.

Bu sadece ulusal bazda yaratılmış olan bir fenomen değil, ideolojik, siyasal, yapısal vb. gibi faktörlerle ulusal modernizeye alternatif olarak yaratılmış topyekün bir toplumsal sistemdir. Sadece yaratılmamış, uygulama alanına konarak, Suriye toplumunun çok önemli bir kesimi tarafından da benimsenmiştir. Yaratılmış olan bu toplumsal, bölgesel yapı özelliğini Türkiye’ye uyarlayarak bakacak olursak; Erdoğan’ın Afrin’e saldırısı, oradan Membiç, Membiç’ten de Irak sınırına kadar imha plan ve projesiyle, Donkişot’un yeldeğirmenine saldırmasından farklı bir işe soyunmadığı daha kolay görülecektir. Bölgede öznel öğelerden çok tarihsel ve toplumsal ilerlemenin nesnellikleri ile savaş halindeler. Bu tarihsel ve toplumsal gerçekliği bir çok analist, yazar çizer görmüyor, göremeden daha çok öznel öğelerin hareketliliğine bakarak analiz edip, sentez yapıyor. Bölgenin öznel öğeleri: Rusya, ABD ve koalisyonu, Suriye yönetimi, Erdoğan Türkiye’si gibi savaşan güçler, nesnel öğesi ise: Kuzey Suriye’de oluşturulmuş olan toplumsal sistemle ulusal modernizeden kalma, zaten çürümüş, çökmüş, toplum tarafından reddedilmiş olan BAAS rejiminin yer değiştirme mücadelesidir.

Öylesine somut nesnel bir durum yaşanıyor ki; Suriye’yi bu hale getirmiş olan BAAS Partisi sistemini yenilemek istiyor. Ama BAAS’ın yeniden eski sistemini kurma, ulusal diktatörlüğünü egemen hale getirme şansı hiç ama hiç yoktur. Demokratik ulus üzerine inşa edilmiş olan toplumsal sistem ise toplumun önemli bir kesimi tarafından uğruna ölünecek kadar benimsenmiş. Suriye savaşı esas olarak bu nesnel öğeler üzerinde yürüyor. Suriye’nin bu nesnel durumuna rağmen ABD, koalisyon güçleri, Rusya ve Suriye yönetimi öznel öğelerini kullanarak, eşyanın tabiatına ters bir şekilde eskiyi yeniden inşa etmeye çalışıyorlar. Tarihin ileriye doğru dönen çarkını tersine çevirmek istiyorlar. Bunu insanlık tarihinde hiçbir güç beceremedi, bu karşı devrim güçleri de beceremeyeceklerdir. Tarihte her zaman tarihin çarkını geriye doğru çevirmeye çalışanlar değil, ileriye çevirmeye çalışanlar kazanmışlardır. Kürtler, Araplar, Türkmenler, Süryaniler, Ermeniler, Enternasyonal Tugaylar dün Kobane’de, bugün Afrin’de sadece bu alanların topraklarını, evlerini, bahçelerini kurtarmak için değil tarihin ileriye doğru gidişine denk olarak kurmuş oldukları toplumsal sistemi savunmak için de savaşıyorlar. Ne dün Kobane’de verilen savaş ne de bugün Afrin’deki savaş, tarihte tanık olunan ulusal ve sınıfsal bir savaş değil, insanlık ve insani değerlerle bezenmiş bir toplumsal sistem savaşıdır.

Bu gerçeği görmeyip, Rusya, ABD, Suriye Kürtleri “sattı” diye analiz yapmak metafizik bir kafa yapısının ürünü olur. Kürtler ne kimseye satıldı ne de kimse onları birbirine satabilirler. Kürtler ABD ya da Rusya ekseni üzerinde değil, tam tersine Rusya ve ABD Kürt ekseni etrafında politika yapıyorlar. ABD Rusya’yı, Rusya da ABD’yi Kürtlere “ihanet etmekle” suçluyorlar. Çünkü onlar bölgede sadece özneler, Kürtler ise hem özne, hem de nesne konumundadır. Bu nesnel konumları nedeniyle doğanın değişmez yasası olan değişim ve dönüşümün evrim yasası ABD ile Rusya üzerinde değil, Kürtler üzerinde işliyor. Bu nesnel nedenle ABD de, Rusya da, Suriye yönetimi de hesaplarını Kürtler üzerine yapıyorlar. Her üçünün de amacı, sadece Kürtlerin denetimindeki toprakları Kürtlerden almak değil, aynı zamanda Kuzey Suriye’de halkların kendi elleriyle yapılandırmış olduğu toplumsal sistemi de yıkmaktır. Buna karşın Suriye halkları kendi toprakları ile birlikte, kendi sistemlerini de can, kan pahasına savunuyorlar. Bu bir can pazarıdır, burada alınıp satılacak bir şey yoktur, olamaz.

Bazılarına göre Rusya ve ABD “sattılar“ da ne oldu Afrin’de? Erdoğan, ABD ve Rusya’dan aldığı icazetle bütün gücü, en etkili silahları ile on gündür havadan ve karadan Afrin’i bombalıyor. Yelin kayadan bir şey kopartamadığı gibi Erdoğan da bütün gücü ile yüklenmesine rağmen Afrin’den hiçbir şey kopartamadı. Ve kopartamayacaktır. Erdoğan Afrin’in işgal sorununu: İç politikaya malzeme yapmak, Kürtleri katletmek, Afrin’i şeriat güçlerinin bir yönetin alanı haline getirerek Suriye’nin geleceğinde söz sahibi olmak için çıkarttı. Afrin saldırısı ile “yerli ve milli” sloganını birleştirerek, AB, ABD gibi eski stratejik dostlarından koptu, içe büzüldü. Buna karşın Kürtler dünya çapında bir halk diplomasisi geliştirerek Kürt sorununu dünya ve insanlık sorunu haline getirdi. Rojava Devrimi ile başlatıp, Kuzey Suriye yönetimi ile taçlandırdıkları sistemi, halklarla birlikte söküp attıkları BAAS Partisi’nin yerine koydukları toplumsal sistemi halk diplomasisi yoluyla bütün insanlığa sunarak evrensel bir boyuta tırmandırdı. Erdoğan “yerli ve milli” sloganı ile, suya düşmüş iki kör yılan gibi Devlet Bahçeli ile birbirine sarılarak iç politikada yalnızlaşırken, dış politikada da bütün çevresinden koparak içe büzülüyor.

Erdoğan-Bahçeli konsepti hem içte hem de dışta “değerli yalnızlık” içine girmiş durumda. Erdoğan medyası dün Köln’de yapılan Afrin’in işgal girişimini protesto yürüyüşünü Alman polisinin engelleme olayından sitayişle söz etti. Ama Alman Dışişleri Bakanı’nın bir toplantıda konuşma yaparken protesto edildiğini, konuşma yapmak yerine kendini savunmak zorunda kalması ile hiç ilgilenmedi. Aynı şekilde Alman devletinin Türkiye’ye Leopard tank satışını bir sonraki hükümete ertelemesinin, tankların bakımından vazgeçmesinin Kürtlerin yürütmüş olduğu halk diplomasisinin ürünü olduğu konusu üzerinde hiç durmadılar. Erdoğan diplomasi planında dibe vururken Kürtler hem bir alternatif sistem hem de ona denk bir halk diplomasisi ürettiler. Bu nesnel bir gerçekliktir. Her konuda olduğu gibi öznel öğeler savaşta da büyük önem taşır. Ama yine her konuda olduğu gibi savaş konusunda da belirleyici olan nesnel öğedir. Bir asır önce emperyalizm Kürt topraklarını dörde bölüp, dört şoven devletin denetimine verdi. Buna karşın Kürtler bir asra yakın zaman sonra bölgenin ve dünyanın yeniden yapılanmasının nesnel ve öznel öğesi konumuna geldi.

İnsanlık tarihte ilk kez nesnel olan fakat yapısal özeliği nedeniyle bir asır sonra öznel öğesini de üreten, bölgedeki bütün gericilikle birlikte Erdoğan diktatörlüğünü de tarihin çöplüğüne gönderen bir savaşa tanıklık ediyor. Bu savaş içte ve dışta Erdoğan ve devletini içe büzülme, tarihin çarkını geriye çevirmeye çalışma konumuna getirirken, Kürt ulusuna tarihin çarkını ileriye doğru çevirme işlevi yüklemiş durumda.

Teslim TÖRE
28 Ocak 2018