63CE8736-F74C-4494-9020-030843C90FDD

 

Osmanlı İmparatorluğu’nun enkazı üzerine kurulan (devlet-i ala!) savaşa girdi önünde sonunda. Tarih bir diktatörler çöplüğüdür. Tarihteki diktatörlerin sonunun birbirine benzemesi tesadüf değildir.

Bugün Türk halkı savaşı destekliyor olabilir. Tersi durum da düşünülemezdi zaten. Çünkü doksan yıldır ırkçılığın propagandası yapılıyor. İttihat ve Terakki’den bu yana, tek millet şiarının temelinde katı bir Müslümanlık hep vardı. Biraz batıcılık oynandı, ama hep basit bir makyaj olarak kaldı. Türkiye hiç modernleşmedi, demokratikleşemedi. Kurulan partilerin adı farklı olsa da, öz olarak aynı zihniyeti taşıyorlardı.

AKP iktidarından başka bir anlayış beklemek saflık olur. Irkçılığa katmerli bir dincilik de eklendi. Hitleri de Almanlar desteklemişti; koyu bir ırkçılık propagandasıyla…
Hitler’in rüyası da dünyaya hâkim olmaktı. Almanlar onu destekliyordu. Erdoğan da Hitler’in izinden gidiyor. Gazetecileri, politikacıları tutukluyor ve muhalif olan tüm kesimleri susturmaya çalışıp, Osmanlıcılığı gerçekleştirmeye çalışıyor. Savaşa giden bir asker, ‘’Hedef Kızıl Elma,’’ demişti. Çin seddinden Viyana’ya kadar onların olacak, halife Erdoğan her yeri Türkleştirip ve İslamlaştıracak, hesap bu!

Dışlandığından ötürü Batıya yönelmesi imkânsızdı. Onun için doğunun kaosundan yararlanıp, silahlı adamlarını piyasaya sürdü.
Harbiyeli İsmail Enver de aynı hedefler için yola çıkmıştı. Türkistan’da kurduğu uyduruk bir orduyla, elde kılıç Allah Allah naralarıyla Ruslara saldırmış ve tek bir mermiyle telef olup gitmişti.

Şimdi Erdoğan’ın Turancı komutanları da Allah u Ekber naralarıyla yürümeye çalışıyorlar.

Ders alınmamış!

 

Türk yönetim erki de tarihten ders çıkarmak yerine, tarihi tekerrür etmekle meşgul. Osmanlı’yı diriltmeye çalışmak yobazlığın daniskası.

Dördüncü Mehmet döneminde, Osmanlı ordusu geçtiği her yeri talan ederek, Viyana kapısına dayanır. Kentin yağmalanmasını istemeyen Kara Mustafa Paşa, Viyana surlarının yakınına yerleşir. Gözlemcilere göre, Osmanlı ordugâhı Viyana’dan daha ihtişamlı görünüyormuş. Kara Mustafa Paşa beş yüz cariyelik haremiyle, kendine güveni tamdır. Kuşatmayı bir eziyete dönüştürmeye çalıştığı için de gösteri yapar. Sonun da Viyanalılar savaşı kazanır. Türk ordusu darmadağın edilir. Osmanlı için 12 Eylül 1683 sonun başlangıcı olur. Kara Mustafa Paşa’yı da Osmanlı sarayının cellatları boğar.

Kendisine başkomutan, ‘’Reis’’ payesi biçen Erdoğan da, Kara Mustafa Paşa’nın akıbetine uğrayabilir. Unutmayalım ki, kendi padişahlarına tecavüz eden, kendi öz çocuklarını kılıçtan geçiren bir geleneğinin yönetim erkinden söz ediyoruz. Bu nedenle bozuk genlerin düzelmesi daha zaman alır.
Dünyaya ayak uyduramayan zalim Osmanlı dağıldı. Laik olduğunu söyleyen, Kemalizm’in temelleri üstüne kurulan, ırkçı Türk devleti de fırsat buldukça farklı kültürleri yok etmek için katliamlar yaptı. Bir buçuk milyon Ermeni’yi katlettiler. Kürtleri de yüz yıllardır katliamlardan geçiriyorlar…

Ve sonunda bu bozuk gen, Afrin’i işgal etmeye çalışıyor. Asker mi? Sudan ucuz Kore Savaşı’nda ne demişti bir Amerikalı yetkili: ‘’Türk askerinin bize maliyeti sadece 23 cent.’’
Dünyada hiçbir itibarı kalmamış sultan bozuntusu, DAİŞ’ten sonra, ÖSO gibi özünde DAİŞ çetesi olan, yobaz dinci bir örgütü besleyip Kürtlere saldırtıyor.

Afrin, Viyana kapısı gibi geriye gidişin başlangıcı da olabilir. Tarihin sayfaları bize diktatörlerin sonlarını çok iyi anlatır. Zaman kazanmak isteseler de, giderayak ortalığı kana bulasalar da, mazlumların ahı yerde kalmaz!
Erdoğan, büyük ihtimalle savaş suçlusu olarak yargılanacaktır.

Çünkü dincilik ve ırkçılık artık miadını doldurdu. Dünya bu iki illeti toprağa gömmenin çabasını veriyor. Dincilik ve ırkçılık psikolojisi bozuk, geri kalmış insanların son kalesi ve sığınağıdır.

Mehmet SÖĞÜT  – Teletex News24