Hem Suriye’de hemde ülke içinde Ocak gençliğini ve yabancı eylemcileri eğitmek ve silahlandırmak üzere kurulan merkez SADAT (Uluslararası Savunmak Danışmanlık İnşaat, Sanayi ve Ticaret AŞ) adlı merkez, 28 Şubat sürecinde ordudan atılan veya çıkarılan AKP çizgisindeki emekli askerler tarafından kuruldu.

 

7E975D06-3BC7-4CBE-AD0C-1298F46DE21A

Yavuz ÖZCAN

SADAT görünüşte yasal bir şirket. Gerçekte ise bir Kontrgerilla merkezi. Polis ‘Rambo’lar Recep Tayyip Erdoğan’ın Başbakanlığı döneminde ilk olarak Ilgaz Dağı’nda açılan iki kampla eğitimlere başlatıldı. Ilgaz Dağı’nın coğrafik konumu ve gözden ırak olması vede Özel Harp Polislerinin en büyük kamplarından birinin burda olması nedeniyle bu timlerin eğitimi için uygun olduğu yapılan çalışmalar sonucu MIT tarafından önerilmiştir. Bu eğitimlere zaman zaman, AKP’ye destek veren suç örgütü liderleri de gelerek motivasyon konuşmaları yapıyor.

Tıpkı Ülkücü kamplarını ziyaret eden ve parasal destek sağlayan Mafyanın önde gelen isimleriyle Abuzer Uğurlu, “Oflu” İsmail, Osman İmamoğlu, Bekir Çelenk, Murat Bayraktar vb gibi. Bu mafya babaları MHP’ye hatırı sayılır para yardımında bulunuyor, silah ve cephane tedarik ediyor, yurtdışına çıkışlarını örgütlüyor, boşta kalan ülkücüleri besliyorlardı. Tıpkı şimdi AKP’nin yaptığı gibi. Bu eğitim kamplarına daha sonra çiftlikler de dahil ediliyor ve sağa sola tehditler savuran köşe yazarları da ziyaret ederek motivasyon konuşmaları yapmaktalar. Bu eğitimlere alınan gençler, Türkiye genelindeki değişik illerden özenle seçiliyor. Osmanlı Ocakları’na kayıtlı kişilerden oluşuyor. Yine kamplarda eğitim gören bazı gençlerin ise AKP Gençlik Kolları üyelerinden seçilmesi dikkat çekiyor.

7D3F7FFD-95ED-464F-91B9-369312574D50

Hem Suriye’de hemde ülke içinde Ocak gençliğini ve yabancı eylemcileri eğitmek ve silahlandırmak üzere kurulan merkez SADAT (Uluslararası Savunmak Danışmanlık İnşaat, Sanayi ve Ticaret AŞ) adlı merkez, 28 Şubat sürecinde ordudan atılan veya çıkarılan AKP çizgisindeki emekli askerler tarafından kuruldu. Ilk olarak ASDER (Adaleti Savunanlar Derneği) adlı bir derneğin çatısı altında faaliyet yürütmekte. Her ikisinin de başında AKP ideolojisine uygun dini bütün bir emekli Tuğgeneral var.

İslamcı Kontrgerilla olarak adlandırılan SADAT’in verdiği eğitim hizmetlerinin tümü, hem Türk yasalarına göre, hem de uluslararası hukukta ağır suç kapsamına giriyor.
Ulastığımız bilgilere göre, SADAT üç önemli alanda faaliyet yürütüyor:

Para aktarma: Körfezden gelen dolarlar, Türkiye’de çeşitli kuruluşların örtülü ödeneğinden ayrılan paraların bir kısmı Suriye muhalefetine ASDER/SADAT tarafından ulaştırılıyor.

Askeri eğitim: Özellikle gayri nizami harp (gerilla harekatı, sokak savaşı, sabotaj, suikast, keskin nişancılık vs.) eğitimi veriliyor. Ulaştığımız şirket yöneticileri de bunu inkar etmiyor zaten.

1BD5F38D-1FB0-4BCB-A5B2-F2D750735A3D

Silah tedariki ve sevki: Her türlü silah tedariki, bunların eğitimi ve mahalline sevki. Buda verdikleri hizmet ler arasında sayılıyor.

Ulastığımız bilgilerde, SADAT’ın çeşitli yerlerde açtığı 8 eğitim kampında bugüne kadar yaklaşık 3200 kişi gayri nizami savaş eğitimini tamamlamış. Bilindiği gibi askeri literatürde gayri nizami savaş, düzenli ordular dışında yürütülen, yasalara bağlı olmayan, gerilla tipi, sokak savaşı gibi yürütülür.

Mevcut kamplarda 700-800 kişilik 4 grubun eğitimi devam ediyor. Hedefin, bu sayıyı 6500’ün üzerine taşımak olduğu ön görülüyor.

74895BD0-B6DC-4317-AAAF-BDF862FB2FF8

Bu merkezin ilk çekirdeği, 2000 yılında Adaleti Savunanlar Derneği (ASDER)olarak kuruluyor. Derneğin kurucuları, 28 Şubat sürecinde TSK’dan atılan ve çıkarılan askerler.

ASDER , 2002’nin sonunda AKP’nin iktidara gelmesiyle askeri cenahtaki faaliyetlerinin merkezi olarak perde gerisinde faaliyet yürütmeye başladı. Ordu içindeki uzantıları aracılığıyla belge, bilgi sızdırmada etkin rol oynadı. Suriye kriziyle birlikte ASDER, AKP hükümetinin de talebiyle askeri alanda faaliyet gösterme kararı aldı. Zira, Ağustos 2011’den itibaren Suriye Muhalefeti silahlı saldırılarını artırmış, AKP hükümeti de Suriye yönetimiyle ilişkilerini kesmişti.

Bugünlerde ASDER’in asker üyeleri, Erdoğandan ve yakın çevresinden gelen talep üzerine, kıdemli Özel Harpçı Emekli Tuğgeneral Adnan Tanrıverdi eliyle SADAT’ı kurmaya karar verdiler.

SADAT’ın kurucuları AKP hükümetiyle geniş görüşmelerde bulundular ve başvuru yaptıklarından sonra, Milli Savunma, Gümrük ve Ticaret Bakanlıklarından gelen önerilere göre kuruluş sözleşmesin de bir takım değişiklikler yaptıklarını kendileride belirtiyor.

8386B0FD-1302-441E-9311-C44A4DFFE672

Bakanlıklarla görüşmelerden sonra SADAT’ın kuruluşu tescil edildi. Şirket sözleşmesi 28 Şubat 2012 tarihli Ticaret Sicili Gazetesi’nde yayımlandı. Sicil numarası 809300/0.

SADAT’ın Yönetim Kurulu Başkanı emekli Özel Harpçı Adnan Tanrıverdi, neden böyle bir şirket kurduklarını anlatırken, İslam ülkelerinde kanlı bir değişim başladığını, istikrarın çok uzunzamanalacağını, bu süreçte onlara yardımcı olmak amacıyla yola çıktıklarını belirtiyor.

SADAT’ın diğer yöneticileri ise şunlar:

Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı: Emekli Kurmay Albay Fethi Kıran.
Yönetim Kurulu Üyeleri: Emekli Jandarma Binbaşı Bülent Demir, Emekli Tank Kıdemli Başçavuş Nurettin Yavuz, Emekli Kıdemli Personel Başçavuş Reşat Fidan.
Kurucular: 28 Şubat sürecinde Ordudan çıkarılan veya emekli edilen 23 subay ve assubay.

CAA890A8-FDBF-4FE4-BFE9-3A50CDF66EA7

Şirket merkezi: Adnan Kahveci Mahallesi, Caner Sokak, No: 3 Beylikdüzü / İstanbul.
SADAT’ın faaliyet alanları, İslam coğrafyası faaliyet alanı olarak seçilmiş. Buna Balkanlar’daki Arnavutluk ve Bosna ile Güneydoğu Asya’daki Endonezya gibi Müslüman ülkeler eklenmiş.

Şirketin amacı Kuruluş bildirgesinde şöyle ifade ediliyor:

“Özellikle  öncelikle yönetim değişikliğine uğrayan İslam Ülkelerinin Silahlı Kuvvetlerinin yeniden organize edilmesinde, ihtiyaç duyacakları savunma danışmanlığı, lider seviyesindeki askeri ve güvenlik personelinin eğitimini, askeri ve güvenlik alanlarında gerekli araç, silah ve malzemenin tespit ve tedariki faaliyetlerini, Devletimizin politikalarının bir parçası olarak ve Devletimizin çıkarlarını gözeterek, gereken sahalardaki izinler ilgili Bakanlıklardan alınmış olarak, konularında mütehassıs emekli askeri personelden yararlanarak teşkil edilen ekipmanlar vasıtasıyla yürütecektir.”

Şirketin, amaç ve askeri, faaliyet alanı çok geniş. Gereken izinleri hükümetten aldıklarını söylüyorlar. Yani, şirket sözleşmesi tescilinin ötesinde özel bir “onay” ve “izin” mekanizmasından söz ediyorlar.

SADAT, şirket açıklamasında Türkiye’de “ilk” ve “tek” olduklarının da altını çiziyor.
SADAT, bu genel amacını nasıl gerçekleştireceğini, hangi “hizmetler”i ve hangi “eğitimler”i vereceğini ise ana başlıkları ise şöyle:

132BEE1B-D950-4BBE-AC37-FE2DBD75DC84

“Genel eğitim paketleri: a) Tek er muharebe ve küçük birlik taktikleri kursu, b) Özel birlik temel kursu, c) Özel birlik ileri ihtisas kursu, d) Havacılık kursları.”
“Alternatif uzmanlık kurs paketleri: a) Kara harekatı, b) Deniz harekatı, c) Hava harekatı, d) Keskin nişancılık, e) Koruma, f) Tahrip, g) Gayri nizami harp, i) İleri tek er muaherebe, j) Tank avcılığı (zırhlı araç tahribi/sağlam ele geçirme).”

SADAT, gayri nizami harp (GNH) kurslarında neleri öğrettikleri ise şöyle:

“GNH’te teşkilatlanma, istihbarat, mukavemet harekatı, gerilla harekatı, kurtarma-kaçırma harekatı, özel kuvvetler harekatı, gizli deniz harekatı, hava harekatı, psikolojik harp harekatı, muhabere ve muhabere emniyeti, lojistik, GNH kuvvetlerine karşı harekat, GNH’de liderlik, GNH’de ilk yardım.”

8E2403F2-B900-4094-AFB9-F70DFB2EE83F

Peki, bu kursları bitirenler neleri öğrenmiş oluyorlar? Kuruluşta çalışan bir uzman, bu soruya da şöyle cevap veriyor :

“Başta psikolojik harp ve harekat olmak üzere, sabotaj, baskın, pusu, tahrip, suikast, kurtarma ve kaçırma, tedhiş (yaniterör), sokak hareketleri türü eylemlerde ve gizli etkinliklerden oluşan harekat teknikleri.”

Bunlar hem Türk yasalarına göre, hem de uluslararası hukuka göre açık ve ağır suç teşkil eden faaliyetler. Kısaca Kontrgerilla talimnamesiyle aynı.

SADAT’ın eğitim ve kursları ile, Özel Harp Dairesinin talimnamesi aynı özellikleri taşıyor. 12 Mart 1971’den sonra Türkiye kamuoyunun “Kontrgerilla” olarak tanıdığı bu kuruluşun ST 31-15 adıyla bilinen talimnamesi, Türkiye‘de ilk kez 1964’te “hizmete özel” olarak yayımlandı. Dönemin Kara Kuvvetleri Komutanının imzasıyla ve “Sahra Talimnamesi 31-15” adıyla yayımlanan talimname, birebir aynısı.

EA5E4094-E913-418C-B440-F2DD9C2FDEEE

Talimnamede gayri nizami harp unsurlarının yani kontrgerilla elemanlarının tedhiş, sabotaj, suikast gibi eylemler yapabileceği ve öldürme yetkisi olduğu vurgulanıyor.
Suriye’de iç savaş çıkaran çeteleri eğiten ve silahlandıran İslamcı Kontrgerilla’yla ilgili bir uzman bize “Adaleti Savunanlar Derneği diye bir dernek var. Oradan, buradan gelen paralar Suriyedeki El Nusra, IŞİD ve diğer selefi örgütlere bu dernek üzerinden dağıtılıyor”.

Bunun başında emekli bir General var. ASDER, Suriyede yapılan tüm operasyonlarının içinde. ASDER Ozellikle Çeçen kökenli militanları SADAT’ın kamplarına götürülerek onların Suriyede şehirler içinde yaptıkları savaş pratikleri bire bir eğitilen gençlere veriliyor. Aynı zamanda Kürdistan İl, Ilçe ve mahallelerinde sokağa çıkma yasağı uygulandıktan sonra bu eyitilen gençler götürülüp uygulamalı eğitim yapılmakta.

0C249C3F-BC10-4B0A-8AE3-FA9BFD193C35

Eyitimlerde Osmanlı Ocakları üyelerinin yanında Çeçen kökenli militanların çokluğunun dikkat çektiğini söylüyen bir kaynak bunun nedenini şöyle açıklıyor: Bir dönem Istanbul Laleli’de MİT’in denetiminde yaşayan Ebu Ömer Şişani (Tarkan Bataraşvili), Ebu Musa Şişani, Seyfullah Şişani ve Yakup Lezgi Şişani gibi Çeçenleri MİT tarafından DAİŞ’in Suriyedeki Kürt bölgesi askeri sorumlusu yapıldılar.Gerçek adı Tarkan Batiraşvili olan El-Şişani, Gürcistan’ın Kafkasya bölgesinin Çeçen topluluklarının merkezi olan ve militanlar için sığınak olarak görülen Pankisi Vadisi’nden bir bir çeçen militanıydı.

Rusya’nın Çeçen liderleri tasfiye etmesiyle El-Şişani bir süre Gürcistan ordusunda askeri serviste çalıştığını ve tedavisi için İstanbul’a , 2010 yılında geldiğini bir süre burda kaldıktan sonra Suriye’ye gittiğini belirtiyor. Yine aynı kaynak :’ Ebu Müslim Türkmen kod adlı Abdullah Fadıl Hayali ; Ankara Dil Tarih Coğrafya Fakültesi’nden mezun biri. DAİŞ’in lideri Ebu Bekir Bağdadiden sonra en güçlü adamlardan biri. SADAT ve Türk istibaratıyla hayli ilişkileri iyi olan Hayali’nin çok sayıda militanını Türkiyede pratik yaptırdığını biliyorum’. Suriyede Kürtlerden darbe yemiş olan IŞİD militanlarının hükümet marifetiyle burdaki Kürtlere karşı kullanılabileceği itimal dışı olmadığınıda belirtiyor.

 Teletex News24