Suriye, küresel güçlerin rengini daha açık bir şekilde belli ettiği ve askeri bir güç gösterisine sahne olurken, yabancı medyada da Türkiye’nin pozisyonunu eleştiren yazılar yayınlanıyor.

 

2DC169B6-529C-4E3F-9136-2E5D5751541F.jpeg
Teletex News24 – Bunlardan biri de, Defenseone’da Meghan Bodette tarafından kaleme alınan bir yazı. Yazının başlığı bile, Türkiye’nin Suriye’deki konumuna sert bir eleştiri getiriyor: ABD, Türkiye’yi şimdi durdurmalı!

Bodette tarafından kaleme alınan yazının satırbaşları şöyle:

“Türkiye’nin, Suriye’nin kuzeyindeki Afrin’e saldırısı, ABD’li politika yapıcılar için birkaç acı gerçeği de ortaya çıkarmış durumda. Türkiye, ABD, Avrupa ve NATO’nun diğer üyelerinden ve IŞİD’e karşı küresel koalisyondan uzaklaşıyor.

Türkiye sadece ABD destekli Suriye Demokratik Güçleri’ne (SDG) ya da YPG’ye değil aynı zamanda Kürt otonomisinin kendisine de tehdit oluşturuyor. Türkiye’nin liderleri bu konuda o kadar korkmuş vaziyetteler ki, sözkonusu Kürtleri durdurmak olunca jihatçılarla bile çalışabilecek haldeler -ki bu Türkiye’yi Suriye’deki diğer tüm ana oyuncularla anlaşmazlığa sürükleyebilecek bir durum.

Başkanından sahadaki komutanına kadar, tüm ABD’li yetkililer, Türkiye’nin meşru güvenlik çıkarlarına işaret ederek, Afrin’de başlattığı askeri harekata dair itidal çağrısında bulunarak dengeli bir çizgi çekmeye çalıştılar.

Ancak, Amerikalılar yanılıyor ve bu yaklaşım zarar veriyor. Uluslararası hukuka göre, Türkiye saldırısının meşru bir temeli yok. Türk yetkililer, öz savunma çerçevesinde harekatın gerçekleştirildiğini iddia ediyor ancak Türkiye ne Afrin’den gelen bir saldırıya ne de acil bir tehdide karşılık veriyordu.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın kendisi, operasyonun Afrin’in demografik yapısını değiştirmeyi ve Kürt çoğunluğu yerinden etmeyi amaçladığını söyledi. Operasyonunu, gerçek güvenlik tehditlerini yanıt olduğunu öne sürerek, ABD bu tartışmalı bahaneleri meşrulaştırıyor.

Hava saldırıları kasabaları yerle bir ederken ve Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) savaşçıları cesetlerle ve işkence edilen sivillerle poz verirken, itidal çağrıları pek de işe yaramamış görünüyor.

ABD’nin, Türkiye’nin Afrin’i dokunulmaz bir şekilde bombalamasından elde edeceği hiçbir çıkar yok. Eğer harekat başarılı olur ve Türkiye’nin önerdiği ‘tampon bölge’ uygulaması hayata geçirilirse, bu savaşı uzatacağı gibi, el Kaide ve IŞİD’in binlerce kişiyi yerinden etmesine ve ABD’nin yanısıra Avrupa’nın da istikrarsızlaştıran sonuçlardan zarar görmesine neden olacaktır.
Bunları önlemek için üç önlem alınabilir:

İlki, ABD’nin saldırıları şiddetli bir şekilde kınaması, Afrin’e daha fazla saldırının hoşgörülmeyeceği mesajı verilmesi. Daha güçlü bir kınamadan kaçınmayı gerektirecek kaydadeğer politik bir gerekçe de bulunmuyor. Sivil ölümler konusunda daha keskin uyarılar yapılmalı.

Trump yönetimi daha önce, Suriye’deki sivil kayıplar konusunda endişelerini açıklamış hatta geçen yılki kimyasal gazlı saldırının ardından Suriye’deki bir askeri üssü füzeyle vurmuştu.

Koalisyon güçlerinin konuşlandığı Menbiç’te, ABD’li komutan General Paul Funk, Türkiye ortaklarını, “Bizi vurursanız agresif bir şekilde karşılık veririz. Kendimizi savunacağız” uyarısında bulundu.

Kınamanın maddi sonuçları da olmalı. ABD, Türkiye’nin en büyük silah tedarikçilerinden biri, F-4s, F-16 ve Türk güçlerinin şimdilerde Afrin’de kullandığı Cobra helikopterlerini satıyor. Türkiye, 1974’te Kıbrıs’a müdahale ettiğinde, ABD ve diğer devletler silah ambargosu ile yanıt verdi. Afrin konusunda da aynı şey yapılmalı. Türkiye’ye silah satışı, aşırıcı güçlere desteği ve Kürtlere saldırısı devam ettiği müddetçe engellenmeli.

Devrimci Dino